İstanbul’da öğrenciler gıdayı kısarak, öğünleri azaltarak ve fiyat hesabıyla yaşayarak ayakta kalıyor. Bu bireysel başarısızlık değil; kamusal bir mesele. Veriyi görünür kılıyor, dayanışmayı büyütüyoruz.
Gerçekleştirilen araştırma, İstanbul'da öğrenciler için gıdaya erişimin artan bir sorun olduğunu ve giderek büyüyen bir gizli açlık sorununun oluştuğunu gösteriyor. Öğün sayısı düşüyor, fiyat temel ölçüt haline geliyor, sağlıklı beslenme erteleniyor, sosyalleşme zorlaşıyor.
İstanbul alt örneklemi: n=286. Oranlar, aksi belirtilmedikçe “sık sık / her zaman” yanıtlarının toplamıdır.
Bu, yalnızca öğün tercihi değil; öğrencilik hayatında beslenme düzeninin daralması.
Besleyicilikten önce “ne kadar tutar?” sorusu geliyor.
Sağlıklı beslenme bir hak olmaktan çıkıp maliyet hesabına dönüşüyor.
Öğrenciler çoğu zaman bu krizi tek başına yönetmeye bırakılıyor.
Öğrenciler açlığı açıkça söylemek yerine öğünü küçültüyor, ay sonuna doğru alışverişi kısıyor, ucuz ve doyurucu gıdalara yöneliyor. Bunlar bireysel “idare etme” pratikleri gibi görünse de, aynı anda çok sayıda öğrencinin hayatında tekrarlandığında politik bir meseleye dönüşüyor.
Makarna, pilav ve fast-food bu araştırmada yalnızca gıda türü değil; öğrencilerin bütçeyle baş ederken yöneldiği ucuz doyuruculuk hattı olarak okunmalı.
Aile dışında yaşayan öğrencilerde gıda stresi belirgin biçimde yükseliyor. Barınma krizi ile gıda krizi birbirinden ayrı değil: kira, yurt, ulaşım ve mutfak sorumluluğu aynı bütçeye yükleniyor.
Genel gıda stresi iki grupta benzer. Ama kampüs altyapısı, sosyal yaşam maliyeti ve yeterli gıdaya ulaşma göstergelerinde farklı sorun alanları ortaya çıkıyor.
Gıda desteği, yemek bursu veya dayanışma mekanizmaları çoğu öğrencinin hayatına ulaşmıyor. Bu boşluk, kolektif örgütlenme ve kamusal talep için açık bir alan.
Herhangi bir gıda desteğinden yararlanmadığını söylüyor. Bu oran, “destek var mı?” sorusundan çok “destek kime, nasıl, hangi görünürlükle ulaşıyor?” sorusunu açıyor.
Kolektif üyelerinin önerdiği, öğrenci bütçesine uygun yerler. Fiyat, vegan ve queer-friendly bilgisi katkı sağlayanların deneyimine dayanıyor — resmi bir denetim değil, dayanışmayla büyüyen bir liste.
Hepsi
Haritada gittiğin ya da önermek istediğin yere tıkla. Daha önce eklenmiş bir mekansa deneyimini ekleyebilirsin, yeniyse baştan tanıtabilirsin.
Mekanlar yükleniyor.
Bildiğin, önerdiğin bir mekan mı var? "+ Mekan Öner" butonuna basıp haritada işaretle — biz onayladıktan sonra herkes görebilir. Harita, kolektif üyelerinin katkılarıyla canlı güncellenir.
Gündelik hayatın içinde o sessiz hesap: dışarıda yemek yiyebilecek olsak bile "zaten tokum" demek. Bunu toplantıda ilk dile getirdiğimizde, odadaki herkesin tanıdık geldiğini gördük.
Tek başına sesimizi çıkartmaya çekindiğimiz ihtiyaçlarımızı, kolektif dayanışma içinde en güçlü halimizle dile getirebiliriz.
Utanç, öfke ve mizah — gıda güvencesizliğiyle başa çıkmanın üç farklı kanalı. Hepsini masaya yatırdık. Komedi hem ortaklaştırıyor hem de söylenmesi güç olanı söylemeyi kolaylaştırıyor.
En temel ihtiyacımız olan yemek yemeyi bireysel olarak dile getirmek ne kadar zor. "Tokum" derken aslında hesap yapıyoruz. Kendi kendimizi sustururken sistemi koruyoruz.
Kişisel DüzlemYemekhaneler kısa süreli tokluk yaratıyor, fiyatlar öğrenci dostu değil, bazı vakıf üniversitelerinde yemekhane bile yok. İçimizde büyüyen öfkenin adını koyduk: bu öfke haklı.
Kurumsal Düzlemİçinde bulunduğumuz durumu güldürüye getirmek hem bir başa çıkma mekanizması hem de ortaklaştırmanın en hızlı yolu. Ama bu sefer güldürünün arkasını da konuşuyoruz.
Kolektif DüzlemUcuz opsiyona yetiştirmek için derslere geç girmek ya da girmemek. Kısa zaman aralıkları, kötü kalite, kısa süreli tokluk. Erişim kısıtlı, fiyat yüksek.
Bazılarında yemekhane yok, olanların fiyatları öğrenci dostu değil. Devlet-vakıf üniversitesi arasındaki gıda adaletsizliği görünmez ama son derece gerçek.
KYK yemekhanelerinin kötü durumu, yurtlarda kolektif mutfak olmayışı, kettle ve kahve makinelerine yapılan baskınlar, sürekli denetim altında hissetmek.
Enflasyon ve kira artışları önce yemek bütçesine vuruyor. Sağlıklı beslenme lüks haline geliyor; "ucuz, tok tutan" tercihler zorunluluk olarak yerleşiyor.
"Kampüs" kavramı yalnızca merkez bina değil. Çevredeki yerleşkeler, KYK'lar, öğrenci evleri de bu tanımın içine girmeli. Sorun her yerde.
Sosyalleşirken tok olmak zorundaymışız gibi davranmak, yardım istemekten kaçınmak, ihtiyacı görmezden gelmek — bunlar sistemin sürdürülmesine hizmet ediyor.
Öne Çıkan Mesele
Denetimler, el koymalar, gizlice çözümler geliştirmek. Yurt içinde bir dayanışma ağı kendiliğinden oluşuyor; kettle paylaşımından yemek artanı paylaşmaya. Bu yaratıcı çözümlerin belgelenmesi ve görünür kılınması gerekiyor.
Deneyimini PaylaşToplantılardan haberdar olmak, fikirlere katkı koymak ya da sadece ne olduğumuzu takip etmek için bize yaz. Kimse sormaz, kimse yargılamaz.
veya doğrudan yaz: gidaadaletikolektifi@gmail.com